20 Mayıs 2008

Alzheimer aşısı farelerde işe yaradı

Alzheimer hastalığına karşı geliştirilen aşının farelerde olumlu sonuç verdiği bildirildi. Bellek, dil ve mantıklı düşünme gibi bütün zihinsel yetilerde kötüleşme, gündelik etkinlikleri ve davranışları yerine getirme yeteneğinde değişikliklerin görüldüğü Alzheimer için ABD’nin Rochester Üniversitesi araştırmacılarının geliştirdiği aşının, genleriyle oynanan farelerde işe yaradığı belirtildi.Hastalığın en önemli belirtilerinden biri olan anormal beta-amiloid proteininin depolanmasıyla mücadele amacıyla geliştirilen aşının yapıldığı, ileri düzeyde Alzheimer’a yakalanmaları için genetik değişikliğe uğratılmış fareler, normal öğrenme ve hafıza yeteneği gösterdi. Hayvanların beyninde plağa ve anormal protein seviyesine rastlanmadı. "Molecular Therapy" dergisinin bu ayki sayısında yayımlanan araştırmaya imza atan bilim adamları, araştırma sonuçlarının cesaret verici olduğunu, ancak insan üzerinde klinik deneylere başlamadan önce en az 3 yılın geçmesi gerektiğini vurguladı.

Etiyopya'da 6 milyon çocuk aç!

Etiyopya'da 6 milyon çocuğun, ülkede yeterince yağış olmaması nedeniyle yetersiz beslenme riski altında olduğu bildirildi.BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Etiyopya'nın iki bölgesinde 60 binden fazla çocuğun hayatta kalabilmek için acil beslenmeye ihtiyacı olduğunu, durumun gelecek birkaç ayda daha da kötüleşmesinin beklendiğini açıkladı.Etiyopya'daki yardım örgütleri de bağışçılar Çin'deki deprem ve Myanmar'daki kasırga nedeniyle bu ülkelere yoğunlaştıklarından fon sıkıntısı çektiklerini belirttiler.Dünya Gıda Programı, Etiyopya'nın ihtiyaçlarının karşılanması için 147 milyon dolara ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.

Yarı insan yarı hayvana izin!

Yarı insan, yarı hayvan emriyosuna izin verildi. İnsanlık artık başka noktaya doğru gidiyor. Bakın neler olacak? İngiltere'de Avam Kamarası insan ırkı için dönüm noktası olacak bir karara imza attı. İnsan ve hayvan hücrelerininin karışımından embriyolar üretilmesine olanak sağlayan yasayı onayladı. Şimdi herkesin aklında tek soru var: Saf insan ırkı bitiyor mu?.. Avam kamarası bu embriyoların sadece 14 gün yaşatılıp, içinden kök hücreler alındıktan sonra yok edilmesi için izin verdi ama ya "ya bir bilim adamı bu emriyoyu sonuna kadar yaşatmaya karar verirse?" sorusunun cevabı hala verilmiş değil... İnsan Üremesi ve Embriyo Araştırmaları yasalarında son 20 yılda yapılan en büyük değişiklikle ilgili yasa, Avam Kamarasında 176'ya karşı 336 oyla kabul edildi. Özellikle Katolik üyeler dini inançları nedeniyle değişikliğe şiddetle karşı çıkarken, kabinenin Katolik üyeleri Ruth Kelly, Des Browne ve Paul Murphy de yasa değişikliğine karşı oy kullandı.İşçi Partisi lideri ve Başbakan Gordon Brown ile Muhafazakar Parti lideri David Cameron ise kansere, Parkinson ve Alzheimer'e çare oluşturabilecek melez embriyolar üretilmesine olanak sağlayan yasayı desteklemesi için gruplarına çağrıda bulundu ve kendileri bu yönde oy kullandı.Yasanın kabulüyle bilim adamlarının insan-hayvan hücrelerinden oluşan embriyolar üretmesi, bunların 14 gün kadar korunup içlerinden kök hücrelerinin alınması, bu hücrelerin de hastalıkların tedavisinde kullanılması mümkün olabilecek.Yasa, melez embriyoların kadın ya da hayvan rahmine yerleştirilmesini ise yasaklıyor. Yasaya karşı çıkanlar ise bu yasaklamaların yeterli olmayacağını, yasanın tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyor. Katolik Kilisesi, melez embriyoların araştırma amacıyla üretilip kullanılmasına şiddetle karşı çıkmış ve yaşamla böyle oynanmasının ahlaki olmadığını açıklamıştı.

Depremi haber veren saat

Japonlar, deprem uyarısında bulunan saat yaptı. Bir elektronik ve bir saat grubunun işbirliğiyle geliştirilen duvar saati, erken deprem uyarısı sinyalini anteniyle algılıyor ve sahibini sesli olarak uyarıyor. Deprem uyarısı gelince, dijital saatin çevresi değişik renklerde yanıp sönüyor, saat ve tarihin yazdığı LCD ekranında bu kez depreme kaç saniye kaldığı ve deprem büyüklüğünün ne olacağı yazıyor. Bütün bunlara sesli mesaj eşlik ediyor. Japon Meteoroloji Kurumunun geliştirdiği erken uyarı sistemi, deprem riskini TV'ler ve radyolar başta olmak üzere çeşitli vasıtalarla insanlara iletiyor. Saati geliştiren şirket, bu uyarıyı radyo sinyaliyle saate gönderiyor. Başlangıçta sadece hassas bölgelere ve kuruluşlara verilen alarm, 2007 ekiminde bütün kamuoyuyla paylaşılmaya başladı. Alarm sadece büyük sarsıntı riski belirince veriliyor. Bir şirket yetkilisi, "Saatimiz prototip aşamasında. Piyasaya süreceğimiz tarihi henüz belirlemedik" dedi.

Ben Bahar Görmüyorum

Brooklyn köprüsünde, bir bahar günü , kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde "DOĞUŞTAN KÖR" yazılıymış. Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir REKLAMCI bunu görmüş. Tabelayı almış arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış. Ne olduysa olmuş..... Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, sürekli para atmaya.... Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına... şu yazıyormuş tabelada GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ... AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM...

Dünyanın en güçlü lazeri

Bilim insanlarının, geleceğin potansiyel enerji kaynağı olarak gördükleri lazer füzyonunun laboratuvar denemeleri sırasında, lazer ışının üzerine düştüğü materyalin sıcaklığı 10 milyon santigrat dereceye ulaştı. İngiltere'nin Oxfordshire kentindeki Rutherford Appleton Laboratuvarı'nda geliştirilen dünyanın en güçlü lazerinin deneylerinde, dünyada üretilen tüm elektrik enerjisinin 100 katına eşdeğer güçteki lazer ışını, üzerine düştüğü materyali güneşin yüzeyinden daha sıcak hale getirdi. Araştırmalarını New Journal of Physics dergisinde yayınlayan bilim insanları, bir saniyede parçalanma için gerekli koşulları yaratabildiklerini belirterek, deneylerin gelecekte nükleer füzyon reaktörü yapmayı sağlayacak konseptin ipuçlarını verdiğini kaydettiler. İngiliz araştırmacılar, deniz suyunda bulunan hidrojenin iki ağır biçimi "deuterium ve tritiyum"u yakıt olarak kullandıkları nükleer füzyonu dünyanın giderek artan enerji ihtiyacına çare olarak görüyorlar.

Turistler çapa yapmaya geliyorlar

Tarım ve turizmi bir araya getirerek doğayla iç içe tatil imkânı sunan ekolojik tarım turizmi yabancı turistlerden büyük ilgi görüyor. Fethiye'nin Yanıklar mevkiinde hizmet veren Pastoral Vadi organik tatil köyünde turistler günün bir bölümünü bahçe çapalayıp domates toplamakla geçiriyor. Tatil köyünde çok az elektrik kullanılıyor, amfili müzik çalınmıyor. Yemekler de odun ateşinde pişiriliyor. Pastoral Vadi'nin sahibi mimar Ahmet Kizen, tatil köyünde organik yöntemle üretilen ürünlerin doğal bir şekilde hazırlanarak müşterilere sunulduğunu söylüyor. Konuklara yöresel Akdeniz mutfağına özgü, geleneksel yemekler veriliyor. Çiftlikte tatil yapan Alman Rebecca Bahr, otel ortamından farklı bir tatil geçirmekten duyduğu memnuniyeti dile getiriyor. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine organik turizm yapma düşüncesine kapıldığını anlatan Bahr, "Burada gönüllü olarak çalışıyorum ve çok memnunum." diyor.

19 Mayıs 2008

Mantar yakında biyoyakıt üretiminde kullanılabilir

Bir tür mantarın yakında biyoyakıt üretiminde kullanılabileceği bildirildi. Fransa'nın Marsilya kentindeki Akdeniz Üniversitesi'nden yapılan açıklamada, küf mantarı "trichoderma reeseinin" bitkisel veya etil alkolün (etanol) temel bileşenleri olan basit şekerli bitkileri parçalama özelliğine sahip olduğu, bu sayede yakında biyoyakıt üretiminde kullanılabileceği belirtildi. Mantarın genetik yapısını inceleyen Amerikalı ve Fransız araştırmacılar, mantardaki az sayıda genin bu enzim faaliyetini sağladığını, genetik değişikliklerin mümkün olduğunu ve bitki selülozlarının şekere dönüştürülmesini daha etkin kılmak için hangi enzimleri eklemek gerektiğinin araştırılacağını söylediler. Bu mantar türünün İkinci Dünya Savaşı sırasında Güney Pasifik'te Amerikan ordusuna ait teçhizata zarar verdiği zaman keşfedildiği, pamuklu kumaştan yapılmış hiçbir yelkenin bu mantara dayanamadığı kaydedildi. Makale, "Nature Biotechnology" dergisinin internet sitesinde yayımlandı.

Sanıldıkları kadar tembel değiller

Tembel hayvan dünyanın en çok uyuklayan hayvanı olarak biliniyordu ama son yapılan bir araştırmaya göre bu hayvanların aslında bilindiğinden daha az tembel olduklarını ortaya koydu. Tembel hayvan esaret altında günde 17 saat uyurken, doğada günde sadece 9.6 saat uyuduğu ortaya çıktı. Max-Planck Enstitüsü tembel hayvanları doğal ortamlarında araştırdı. Bu hayvanların doğada daha az tembel oldukları ve bilinenden daha çok hareket ettikleri ortaya çıktı. Bir anne tembel hayvanın yavrusuna doğru acele ederek ilerlerken bile 1 saatte sadece 4 metre kadar hareket ettiği hesaplanmıştır. Tembel hayvanlar, günde 15 ile 18 saat uyuyarak en çok uyuyan hayvanların başında gelirler. Kalan zamanda ise yemek yerler ve tutundukları ağaç dalını değiştirirler. Pek fazla yemek yemeyip su içmedikleri de bilimektedir, bu nedenle doğaya en az zararı olan hayvanlar olarak tanınırlar. Tembel hayvanlar, keskin pençeleri sayesinde dalların üzerinde tersine doğru asılı bir şekilde yaşarlar. Yere ise yalnızca ağaç değiştirmek veya boşaltım yapabilmek için inerler.